Share

Restorasyon

Restorasyon Kavramı ve Koruma


Restorasyon, koruma anlayışının en temel ve geniş kapsamlı birleşenlerinden biridir. Bir varlığın formunu, detaylarını ve belli bir dönemde birlikte olduğu çevresini, sonradan yapılan eklerin kaldırılması ve önceki dönem durumuna göre var olan eksikliklerinin tamamlanması yoluyla hassasiyetle kurtarmaktır.

Bir binayı veya binanın bölümlerini geçmişte bir dönemde var olan şekline geri döndürmek de restorasyondur.

Restorasyonlar hem yeniden inşa gibi büyük müdahaleleri kapsar, hem de eksik bir detayı tamamlamak gibi küçük müdahaleleri de içine alır. Yapıyı özgün haline yakın bir görünüşe getirmek için yapılan temizlik de bu kavramın içinde tanımlanır. Eğer restorasyon gerekliliği olan bir tarihi yapı üzerinde çalışma yapılacaksa, tüm müdahalelerin doğruluğu kanıtlanmış verilere dayandırılması şarttır. Aksi takdirde yapıya ve çevresine geri dönüşü mümkün olmayan zararlar verilebilir. Restorasyonun amacı, kültürel varlığın kültür açısından önem taşıyan özelliklerini ortaya çıkarmaktır. Restorasyonlar, geride kalan özgün malzemeye ve önceki duruma ait güvenilir kanıtlar üzerinde temellendirilmelidir.

Bütün bu tanımların ışığında, hasar görmüş, özgünlüğünü kaybetmiş bir yapı veya yapı grubunun, elde edilen güvenilir belge ve bilgiler doğrultusunda, uzmanlar tarafından, bilinen eski bir zamandaki durumuna döndürülmek üzere, ayırd edilebilir, en az müdahale ile onarım ve iyileştirme işleri restorasyondur.

Restorasyon ile Korunması Gerekli Değerler


Restorasyon kararı korunması gerekli görülen değerler için doğru ve sağlıklı veriler ışığında çalışılarak verilmesi gereken bir karardır. Bu açıdan bakıldığında, koruma ve restorasyonun temel sorunlarından biri neyin korunacağıdır. 1983’de çıkarılan 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nda geçen kültürel varlık kavramı, değişik uygarlıkların sanat anlayışı, bilim ve teknik düzeyi, sosyal yaşamı hakkında somut veriler sağlayan ve korunmalarında kamu yararı görülen eşya ve yapıtları kapsamaktadır.

Korunacak değerler taşınır ve taşınmaz kültür varlıkları olarak iki ana bölümde incelenirler.

Burada irdelediğimiz konu taşınmaz kültür varlıkları kapsamına girmektedir. Taşınmaz kültür varlıkları tek yapı, ya da yapılar grubunun oluşturduğu büyük külliyeler biçiminde olabilirler. Anıtın boyutu birçok anıt ve kentsel dokuyu içerecek biçimde genişletildiğinde, kavram olarak anıt yerine sit deyiminin kullanılması daha uygun olmaktadır. Tek yapı ya da yapı grupları için restorasyon projelerinin hazırlanması gibi sit alanları için de uzman ekipler tarafından koruma amaçlı planlar hazırlanmaktadır. Bu planlar da en geniş tanımıyla restorasyon çalışmalarının bir parçasını oluşturmaktadır.

Restorasyon ve Koruma Ölçütleri


Restorasyon işi ile geçmişten kalan izlerin tamamını geleceğe taşımamız mümkün değildir. Çağdaş kentleşme sorunları, bakımsızlık, malzemenin yıpranması, doğal afetler, yeni yapılanma baskıları sonucu tarihi yapıların sayısı sürekli olarak azalmaktadır. Taşınmaz kültür ve doğa varlıklarının saptanarak ulusal kültür varlıkları kütüğüne geçirilmesi işlemine tescil denilmektedir. Bu işlemle, korunması gerekli kültür varlığı yasal güvence altına alınmakta, dokunulmazlık sınırları tanımlanarak özgün niteliklerini hangi ölçüde sürdüreceği belirlenmektedir. Şu anda geçerli olan değerlendirme düzeni Türkiye’de kültür varlıkları ile ilgili bilimsel ilkeleri saptayan Taşınmaz Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu karari ile belirlenmiştir. Buna göre taşınmaz kültür varlıkları 2 bölümde incelenmektedir.

- 1.Grup yapılar: Evrensel, ulusal ya da yöresel düzeyde mimari değere sahip; tarihi, anı ve estetik nitelikleriyle korunması zorunlu yapılardır.
- 2.Grup yapılar: Kentsel çevreyi oluşturan, yöreye karakter veren, geleneksel yapım tekniğiyle yapılmış binalar bu gruba girmektedir.

Restorasyon Projesi Hazırlanması


Yukarda bahsedilen özelliklere sahip, tescili yapılmış yapılara ait projeler, öncesinde yapılan kapsamlı çalışmaların sonucu olarak hazırlanır. Restorasyonun projesine başlamadan önce yapı fotoğraf, video vb tekniklerle ayrıntılı olarak belgelenir, ölçekli çizimleri yapılır. Ayrıca, tarihçesi, estetik özellikleri ve değeri, teknik özellikleri ve yasal statüsü incelenir. Çoğu kez rölöve ile birlike yürütülen araştırmalar yapının iyice tanınmasına olanak verir. Mimar çeşitli kaynaklardan derlediği bilgiler ışığında yapılacak restorasyonu yönlendirecek temel verileri elde eder. Sorunları çözmek için mevcut olasılıkları gözden geçirir, olumlu olumsuz yönlerini tartışarak, en az müdahaleyle en iyi korumayı sağlayacak yöntemi seçmeye çalışır. Yeterli ön araştırma yapılmadan ve düşünme fırsatı olmadan onarıma geçilmesi kötü uygulamaya yol açacağından bu araştırmalar üzerinde önemle durulması gerekir. Proje, yapıya ait ayrıntılı bir rölöveye dayanılarak hazırlanır. Rölöve, bir binanın mevcut durumunun ölçekli çizimlerle (plan, kesit,görünüş)anlatımdır.

Dolayısıyla bir proje değildir. Mimari tasarımda çizimden yapıma doğru gelişen süreç, rölövede mevcut yapıdan çizim elde etme yönündedir. Rölöve bir yapının, kent dokusunun veya arkeolojik kalıntının yakından incelenmesi, belgelenmesi, mimarlık tarihi açısından değerlendirilmesi ve projesinin hazırlanabilmesi için bir araçtır.

Sonradan değişikliğe uğramış, kısmen yıkılmış ya da yok olmuş öğelerin, yapıların veya yerleşmerin ilk tasarımlarındaki, ya da belirli bir tarihteki durumlarının, arşiv kayıtlarından, yapı üzerindeki izlerden, yapıya, yerleşmeye ait çizim, fotoğraf gibi belgelerden yararlanılarak plan, kesit, görünüş ve aksonometrik çizimlerle, ya da maketle anlatımına restitüsyon denilmektedir. Restitüsyon tarihi bir yapının özgün tasarımı hakkında fikir vermek amacıyla yapılabilir.

Proje hazırlanırken, yapı üzerindeki izlerden, korunmuş kısımlardan, benzer yapılardan yararlanılarak, yıkılmış, boyutu değiştirilmiş veya içi doldurulmuş açıklıkların, pencere veya kapıların çizimlerle yeniden eski düzeninde ifade edilmesi mümkün olur. İncelenen bina birden fazla onarım geçirmişse, bu evrelere ait izler, veriler değerlendirilerek, ilk tasarım ve onu izleyen dönemler 1. Dönemin restitüsyonu, 2. Dönemin restitüsyonu şeklinde adlandırılabilir. Yapının kendi sağladığı veriler özgün durumunun çizimle anlatımına olanak vermiyorsa, eski resimlere veya aynı dönem yapılarına bakılarak, yok olan ayrıntılar ve öğelerle ilgili araştırma yapılır. Restitüsyonun yapı olarak gerçekleşmesi işlemi rekonstrüksiyondur. Yapı hakkında birçok bilginin sağlanamaması durumunda restitüsyon çalışmalarının çizim olarak kalması gerekir. Ancak kentsel sit alanlarında görsel bütünlüğün sağlanması amacıyla, kısıtlı verilerle de olsa bu tür uygulamalara gidilmektedir.

Tarihi yapının bozulma nedenleri araştırıldıktan ve teşhis edildikten sonra, bozulmanın durdurulması ve eğer varsa strüktürel aksaklıkların giderilebilmesi için gerekli müdahalelerin belirlenmesine geçilir. Korunmaya değer bir yapı üzerinde çalışıldığından, onarımın özgün dokuya en az müdahale ile gerçekleştirilmesi, yapım tekniklerinin eskisine benzer ya da uyumlu olmasına dikkat edilmesi, yapının iç düzenlemesinin değiştirilmemesi, mekanların bütünlüğünün zedelenmemesi göz önünde tutulması gereken başlıca kurallardır. Restorasyonların projesi, değişik disiplinlerin katkılarıyla hazırlanır. Strüktür bozulmalarının teşhisi ve onarım önerileri zemin ve strüktür mühendislerinin çalışmalarını gerektirir. Malzeme analizlerinin yapılması, uygun malzeme seçimleri kimyacıların ve malzeme uzmanlarının işbirliğine gerek duyurmaktadır. Uyumulu bir ekip çalışmasıyla başarıya ulaşma şansı elde edilebilir.

Restorasyonun projeleri bu konuda birikimi, deneyimi olan mimarlar tarafından hazırlanır ve Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulları tarafından onaylanarak kesinleşir. Projenin hazırlanmasından önce 1/50 ölçekli rölöveler kurula sunularak onay alınır. Restorasyon uygulamalarında yapıların onarımları için genel olarak;

1. Sağlamlaştırma
2. Bütünleme
3. Yenileme
4. Yeniden yapma
5. Temizleme
6. Taşıma

Tekniklerinden yararlanılır. Yukarıda sıralanan tekniklerden birkaçı bir arada uygulanır. Bilimsel restorasyonda olabildiğince az müdahale ile, yapının tarihi belge ve estetik değerinin korunması amaçlanır. Onarım sırasında yapılan müdahalelerin derecesi sağlamlaştırmadan yeniden yapıma doğru artar. Koruma açısından en uygunu, sağlamlaştırma ile yetinmektir. Ancak yapıdaki hasar derecesi arttıkça, müdahalenin kapsamı genişler, tarihi yapıya ekler getiren, dokusunu değiştiren tekniklerin uygulanması zorunlu olabilir.

Onarımda görevli olan mimarın şantiyede çalışan ustaların uygulamalarını denetlemesi, gerektiğinde onarılan binanın dönemine özgü çalışma tekniklerini uygulatabilmesi için ön araştırma yapmış, gerekli bilgiyle donatılmış olamsı beklenir. Başarılı bir çalışma yapmak için yalnız iyi niyet yeterli olamamaktadır. Araştırma için zaman ayrılması, iyi bir kadro oluşturulması gerekir. Yeterli bilgi, ekonomik kaynaklar ve teknolojik olanaklarla donanmış olmak, gerektiğinde başvurulacak uzmanlarla eşgüdüm içinde bulunmak mimarın güvencesidir.

To top
0px
Restorasyon